GEREKSİZ YÜKLERDEN ARINMAK


Gereksiz Yüklerden Arınmak: Sessiz Bir Ayrılışın Hikmeti

İnsan, emek verdiğini mecburiyet sananlarla uzun süre yol yürüyemez. Gayretini bir borç gibi gören, bir kez “hayır” dediğinde düşman kesilen kimseler, dost değil; menfaatin gölgesidir. Onlar, sen çağrılmadan koştuğunda seni hatırlar, kendi yolunu seçtiğinde ise yok sayar.

Felsefe bize şunu söyler: İnsanın onuru, iradesiyle kurduğu sınırda başlar. Sürekli veren ama hiç görülmeyen kişi, zamanla kendini tüketir. Tasavvuf ise daha derin bir yerden seslenir: Yük olanı bırakmak, terk ediş değil; kalbi hafifletmektir. Çünkü gönül, hak etmediği ağırlıkları taşıdıkça Hakk’a yürüyemez.

Torpili erdem sanan, başkasının hakkını çiğnemekten hicap duymayan kişi; bugün sana tebessüm eder, yarın seni kolayca kötü ilan eder. Böyleleriyle aynı sofrada oturmak, ruhu aç bırakır. Zira helal hassasiyeti olmayanın dostluğu da istikrarsızdır.

Bazen yeni bir başlangıç, alkışsız olur. Destek gelmez, omuz veren olmaz. Ama bu, yolun yanlış olduğunu değil; yüklerin geride kaldığını gösterir. Tasavvufun diliyle söylersek: Her eksiliş bir kayıp değil, bazen bir kurtuluştur.

İnsanın kendine borcu vardır: Gönlünü sömüreni değil, büyüteni yanında tutmak. Gereksiz yüklerden arınmak, bir kopuş değil; özüne dönüş yolculuğudur. Ve bu yol, yalnız yürünse de hafif adımlarla yürünür.#özdegeryolculugu #gönültemizligi #hayir diyebilmek #ruhsalyükler #tasavvufidüşünce #felsefikhayat #sınırkoymak #içselözgürlük #yüklerindenarın #hakbilinci